HavaSosyalMedya Ekibi, Beyaz Geceleri İle Ünlü Saint Petersburg’da

HavaSosyalMedya ekibi olarak geçtiğimiz günlerde AJet ve Pulkovo Havalimanı tarafından organize edilen Ankara – St. Petersburg uçuşlarının açılış etkinliğine katılım sağladık. Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke olan Rusya Federasyonu’nun kültür başkenti Saint Petersburg, iki ülke arasındaki uçuşlar açısından da talebin en yoğun olduğu şehirler arasında yer alıyor.
Gezimiz, Ankara Esenboğa Havalimanı’nda gerçekleşen törenle başladı. Açılış törenine AJet’in üst yönetimi, TAV Ankara Havalimanı yöneticileri ve ulusal medyadan çok sayıda davetli katıldı. Törende geleneksel kurdele kesiminin ardından boarding süreci başladı. İstanbul, Ankara, Bodrum, Antalya ve Dalaman üzerinden Saint Petersburg’a uçmak mümkün. Özellikle son dönemde e-vize işlemlerinin kolaylaşması ve kısa süre içerisinde vizenin mail olarak ulaşması ile birlikte Türk turistlerin de Rusya ziyaretleri artış gösteriyor.





İlk uçuşta havayolu şirketi yolcuları Türk lokumu ile karşıladı. Ayrıca ilk uçuş %100 doluluk oranı ile gerçekleşti. Yaklaşık 3.5 saatlik bir uçuş ile Rusya’nın kültür başkenti St. Petersburg’a varıyoruz. Şehirde Mayıs ayı itibariyle başlayan ‘Beyaz Geceler’ adı verilen bir olaya şahit oluyoruz. Şehrin, Kuzey Kutup Dairesi’ne yakınlığı dolayısıyla burada gün batımı ile gün doğumu arasındaki süre çok az ve bu da havanın çok kısa bir süre kararmasına sebep oluyor. Ruslar ise bu döneme Beyaz Geceler ismini veriyor.

Şehirde ilk olarak Kanlı Kilise’ye varıyoruz. Kurtarıcı İsa Kanlı Kilise, Rusya’nın Sankt-Peterburg şehrinde yer alan, masalsı soğan kubbeleriyle ünlü ikonik bir tarihi yapıdır. Kilise, 1881 yılında Rus Çarı II. Aleksandr’ın suikasta uğradığı tam noktaya, onun anısına inşa edilmiştir. Şehirdeki Avrupa tarzı mimarinin aksine, geleneksel Orta Çağ Rus mimarisini yansıtır. İçerisinde bulunan 7.500 metrekarelik devasa mozaik kaplamalarıyla dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapar. Günümüzde hem şehrin en önemli simgesi hem de büyüleyici bir anıt müze olarak hizmet vermektedir.



İkinci durağımız ise Saint Isaac Katedrali oldu. Rusya’nın St. Petersburg şehrinde bulunan, dünyanın en büyük ve en görkemli Ortodoks katedrallerinden biridir. Fransız mimar Auguste de Montferrand tarafından tasarlanan ve yapımı tam 40 yıl (1818–1858) süren bu neoklasik şaheser, 101.5 metrelik yüksekliğiyle şehrin silüetini belirler. Yapımında 100 kilodan fazla saf altın kullanılan devasa kubbesi, her biri tek parça granitten yapılan 112 sütunu ve içi malakit ile lapis lazuli gibi değerli taşlarla bezeli muazzam mozaikleriyle bir güç ve ihtişam sembolüdür. Günümüzde müze olarak hizmet veren katedralin 262 basamaklı kubbe terası, ziyaretçilerine kesintisiz ve büyüleyici bir St. Petersburg manzarası sunar. Saint Isaac Katedrali’nin dış yüzeyi, mimarisi kadar heykelleri ve devasa bronz kabartmaları (rölyefleri) ile de açık hava müzesini andırır. Yapının dış cephesinde ve kubbe çevresinde 350’den fazla heykel ve kabartma yer almaktadır.

Buradaki ziyaretimizin ardından ise kısa bir otobüs yolculuğunun ardından Peterhof Sarayı’na varıyoruz. Peterhof Sarayı, St. Petersburg yakınlarındaki Finlandiya Körfezi kıyısında yer alan, büyüleyici bahçeleri ve fıskiyeleriyle ünlü dünyaca bir saray kompleksidir. Çar I. Petro (Büyük Petro) tarafından Versay Sarayı’na meydan okumak amacıyla 18. yüzyılın başında inşa ettirilen bu yapı, haklı olarak “Rus Versayı” olarak anılır.






