ACI World Genel Direktörü Justin Erbacci’den HavaSosyalMedya’ya Özel Açıklamalar

ACI World Genel Direktörü Justin Erbacci, ACI World Airport Experience Summit 2026 kapsamında HavaSosyalMedya’ya özel açıklamalarda bulunarak yolcu trafiğindeki büyüme, havalimanı yatırımları, Avrupa’nın Entry/Exit System (EES) uygulaması ve biyometrik seyahatin geleceğini değerlendirdi.
Yolcu trafiği büyürken havalimanlarının en büyük sınavı ne olacak?
Erbacci, Orta Doğu’daki kriz nedeniyle ACI World’ün 2026 yolcu trafiği tahminini revize ettiğini ve küresel yolcu sayısının bu yıl 10 milyara ulaşmasını beklediklerini söyledi. Uzun vadeli büyüme beklentisinin değişmediğini belirten Erbacci, yolcu trafiğinin 2047’ye kadar iki katına çıkmasının öngörüldüğünü ifade etti.
Bu büyümeyi karşılamak için mevcut havalimanı altyapısının daha verimli kullanılmasının kritik olduğunu vurgulayan Erbacci, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin kapasitenin artırılmasında önemli rol oynayacağını söyledi.
Erbacci ayrıca küresel ölçekte 2040’a kadar yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık havalimanı altyapı yatırımına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, bu tahminin ACI World tarafından yeniden değerlendirildiğini ve güncel rakamların yıl sonunda açıklanacağını kaydetti.
Avrupa’nın EES uygulaması yeni operasyonel sorunlar yaratabilir mi?
Avrupa’nın Entry/Exit System uygulamasını değerlendiren Erbacci, yeni sınır sistemlerinde teknolojinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Sistemlerin başarılı şekilde uygulanabilmesi için teknoloji, altyapı, personel ve düzenleyici süreçlerin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Erbacci, havalimanları, havayolları ve hükümetlerin koordineli şekilde çalışmasının kesintisiz bir sınır geçiş deneyimi oluşturulması açısından kritik olduğunu ifade etti.
Gelecekte sadece yüzümüzü kullanarak seyahat edebilecek miyiz?
Erbacci, yolcuların gelecekte fiziksel kimlik belgesi göstermeden yalnızca biyometrik sistemler üzerinden seyahat edebilmesinin mümkün olduğunu söyledi.
Gerekli teknolojinin bugün mevcut olduğunu belirten Erbacci, yüz tanıma gibi biyometrik çözümlerin hem yolcu deneyimini geliştirebileceğini hem de emniyet ve güvenlik açısından daha güçlü sistemlerin oluşturulmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.




