Havayolu Çalışanları Sendikası Hava-Sen “THY Gözünü Yine Çalışanın Emeğine ve Alınterine Dikti” Başlıklı Bir Açıklama Yayınladı
Havayolu Çalışanları Sendikası Hava-Sen “THY Gözünü Yine Çalışanın Emeğine ve Alınterine Dikti” Başlıklı Bir Açıklama Yayınladı
Aciklamanin tamami altta yer almaktadir
“THY GÖZÜNÜ YİNE ÇALIŞANIN EMEĞİNE VE ALINTERİNE DİKTİ…
Sonunda beklenen oldu ve THY yüksek enflasyonist ortamda ücretlere iyileştirme bir yana ülkemizde ücretleri düşüren ilk şirket olarak tarihe geçti. 566 uçağı ile 358 noktaya uçmakla övünen THY, plansız büyümenin faturasını yine çalışanlara yükleme kolaycılığını seçti.2026 yılının ilk 6 ayında 121 milyon dolar faaliyet zararı açıklayan bayrak taşıyıcımız repo ve faizlerden elde ettiği brüt 952 milyon dolar kar elde etti. Havacılık faaliyetlerinden zarar eden şirket bu olumsuzluğu finansal getirilerle telafi etti.
2026 yılının ilk yarısında Ortadoğu savaşını bahane eden THY’nin bu dönemde 41 uçağı filosuna katması açık bir tutarsızlık ve hesapsızlıktır. 2033 yılında 800 uçağa çıkacağını planlamak ise, kırılgan bir sektörde daha kötü yılların bizi beklediğini göstermektedir.
Bugün gelinen noktada, müdürlerin başkanların, genel müdür yardımcıları dahil yönetici kadronun uçuk maaşlarına, makam arabalarına, temsil ve ağırlama giderlerine dokunmayan THY yönetimi gözünü Kabin ve kokpit ekiplerinin emeğine ve alın terine dikmiş, ücretleri ve sosyal haklarını tırpanlamayı tercih etmiştir.
Saatlik harcırah ödemesi, ekip arabalarından sadece 2 yıldan düşük kıdemi olanların yararlanması uygulamasına geçilmesi sinekten yağ çıkartmak anlamına gelmekte, 93 yıllık milli havayolumuza yakışmamaktadır.
Kredili uçuş parasının hesabında kokpitte 70 saatlik, kabinde 80 saatlik garanti ücretin neredeyse yarı yarıya düşürülmesi maaşlarda %20’ye varan bir indirime sebep olacaktır. Bu noktada, 1 Ocak 2027’de verilecek yaklaşık %10 oranındaki Toplu Sözleşme farkının da bir anlamı ve önemi kalmayacaktır.
YAPILAN KAZANILMIŞ BİR HAKKIN ORTADAN KALDIRILMASIDIR.
Kokpit ve kabin ekiplerine uzun yıllardır uygulanan Kredili Uçuş Parasının hesap şeklinin personelin aleyhine kalıcı biçimde değiştirilmesi ile, kazanılmış bir hak tek taraflı olarak değiştirilmiş, Anayasal hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi ayaklar altına alınmıştır.
100 GÜN SONRA UYGULANACAK BİR ÜCRET İNDİRİMİNİN ONAYINI BUGÜNDEN İSTEMEK YANGINDAN MAL KAÇIRMAKTIR.
THY işvereni, anlaşılmaz bir acele ile, uygulamayı duyurmuş ve 29 Eylül tarihine kadar onay işleminin bitirilmesini istemiştir. Böylece ücret indirimini kabul etmeyenleri hatta olumlu veya olumsuz bir bildirimde bulunmayanları kıdem ve ihbar tazminatlarını ödeyerek işten çıkartmayı planlamaktadır. Aralık sonuna kadar 3 ay boyunca mevcut ücretleri ile çalışma hakkı bulunanları işten çıkartarak tasarruf etmek, THY işvereninin iyi niyetten ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Oysa, 1 Ocak 2027 günü başlayacak bir uygulama için Aralık ayının ikinci yarısında onay işleminin yapılmasının mümkün olacağı açıktır.
YAPILAN TEKLİF, İŞ ŞARTLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK KRİTERLERİNİ TAŞIMAMAKTADIR.
THY İnsan Kaynakları Başkanlığınca yapılan duyuru genel ifadeler içermekte detaylara yerverilmemektedir. Örneğin sektör ücreti geniş gövde veya dar gövdeye göre, kaptan veya 2. pilota göre ayrılmamış, rakamsal olarak belirtilmemiştir. C kategorisi meydanlar için ne kadar ödeme yapılacağı açıklanmamıştır. Yer personelinin yapacağı fazla mesainin “güncellemeden” önce kaç saat olarak esas alındığı belli değildir. THY uygulamasında, Uçuş Kurulu kararı ile şirkette pilotluk yapamayacağı kararı verilen pilotlara yer görevi teklif edildiğinde, detaylı mali haklar eski ve yeni şekil olarak gösterilmekte olup aynı uygulamanın tüm pilotlar ve kabin memurları için ayrıntılı olarak “kişiye özel” hazırlanması gerekmektedir.
2. PİLOT ÜCRETİNİN LIFUS SÜRECİ SONUNDA ÖDENMESİ HUKUKA AYKIRIDIR.
LIFUS uçuşları ticari bir nitelik taşımakta, eğitimdeki pilot kabindeki onlarca yolcu ile seferde aktif görev yapmakta olup değişiklikle bu süre zarfında daha düşük ücrete mahkûm edilmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca 2027 yılındaki pilot eğitim borçlarının “taksitlerin bitirilmesinden sonra ödenecek olması örneğin mecburi hizmetin 10 yıldan 11 yıla çıkması anlamına gelmektedir.
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER BİR LABORATUAR ÇALIŞMASI OLUP İZLEYEN DÖNEMLERDE DAHA AĞIR HAK KAYIPLARININ YOLU AÇILMAKTADIR.
THY işvereni, kazanılmış haklara ilk kez bu kadar ağır bir saldırıda bulunmakta, çalışanların ve yetkili sendika Hava İş’in vereceği tepkiye göre önümüzdeki aylarda başka kazanılmış hakların da ortadan kaldırılması planını test etmektedir. Anlaşıldığı kadarı ile işveren, THY’yi bir charter şirketine çevirmekte kararlıdır.
YETKİLİ SENDİKA EN AZ İŞVEREN KADAR SUÇLU VE SORUMLUDUR.
Yetkili sendika Hava-İş, işçiyi işveren karşısında yalnız bırakmış ve kaderine terk etmiştir. Oysa yetkili sendikaya düşen, ücret indirimi ve diğer kazanılmış hakların kaybedilmesine ilişkin bu projeyi derhal reddetmek ve gündemden düşürmektir. Toplu İş Sözleşmesinin 20. maddesinde, işçi aleyhine yapılacak değişikliklerin yetkili sendika tarafından kabul edilmemesi halinde uygulanamayacağı ve işçileri bağlamayacağı hüküm altına almıştır.
Ancak Hava-İş, varlık sebebini borçlu olduğu işverene alan açmış, çalışanları işverenin önüne atmaktan çekinmemiştir. Böyle bir ortamda, her ay yaklaşık 100 milyon aidat aldığı THY işçisine sahip çıkmayan yetkili sendikanın varlığının hiçbir önemi ve gereğinin kalmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
HAVACILIKLA İLGİLİ VAKIF VE DERNEKLERİN SESSİZLİĞİ İŞVERENİN ELİNİ RAHATLATMIŞTIR.
TALPA, TASSA ve diğer havacılık STK’larının çalışanların hakları konusundaki duyarsızlığı bugün de devam etmektedir. Binlerce üyesi bulunan TALPA ve TASSA’nın “âdet yerini bulsun” kabilinden bir değerlendirme yapmaktan dahi kaçınması, korkudan değilse dahi, kişisel ikbal ve konforlarının zarar görmesinden duydukları endişeden kaynaklandığı değerlendirmelerine kuvvet ve haklılık kazandırmaktadır.
ÇALIŞAN NE YAPMALI?
İşverenin ekmeği ve işi ile tehdit ettiği THY çalışanları “kırk katır mı, kırk satır mı” açmazında işverenin karşısında tek başınadır. Dolayısı ile, yetkili sendika Hava-İş’in örgütlü bir mücadeleyi organize edecek ne gücü ne yeteneği ne de NİYETİ vardır. Bu durumda çalışanlar kendi aralarında organize olmalı, öncelikle Hava İş’ten derhal istifa ederek yetkili sendikayı sürece dahil olmak zorunda bırakmalı, onam formuna ise cevap vermemelidir. ÇOĞUNLUĞUN BU TAVRI SERGİLEMESİ HALİNDE, gerek sendikanın gerekse işverenin sözkonusu hukuksuz işlemlerden geri adım atmasını sağlayacağı açıktır.
Ayrıca işveren de, onam formu ile çalışanları “işten atmakla” tehdit etmekten vazgeçmelidir. Her THY yöneticisi bu süreçte yaptığı hukuksuz işlemlerin sorumluluğunun farkında olmalıdır.
BU SÜREÇTE GÖSTERİLECEK TEPKİ, İLERİDEKİ OLUMSUZLUKLARI ENGELLEYECEKTİR.
THY çalışanlarının en büyük talihsizliği, işverenin çıkarlarını önceleyen, işçinin kazanılmış haklarından vazgeçen bir sendikanın yetkili olmasıdır. Bugün masaya konan değişikliklerde, gerekli itirazı, direnişi göstermeyen ve Toplu sözleşmenin tanıdığı hakkı kullanmayarak işverenin önünü açan Hava İş’e tepki göstermek ve istifa etmek bundan sonraki muhtemel olumsuzlukları da engellemek anlamına gelecektir.
ÇÖZÜM: YETKİLİ SENDİKA HAVASEN!
Bu değişikliğin iptal edilmesi, yeni olumsuzlukların gündemden kalkmasının tek yolu HAVASEN’in yetkiyi almasıdır. Hava-İş artık THY çalışanları için çare ve çözüm olmaktan çıkmıştır. Zira Hava İş’in delege yapısı değişmiş, kamyoncular Genel Kurulda çoğunluğu elde etmiştir. 36.000 kişinin çalıştığı THY’de 24.000 personelin kokpit ve kabin ekiplerinden oluştuğu ancak 300 kişilik Hava İş Genel Kurulunda yaklaşık 50 üye ile temsil edilmesi Hava İş’in artık aidat almaktan başka bir iş yapmayan şekli bir yapı haline dönüştüğünü, THY çalışanlarının Hava İş yönetimini değiştirme ihtimalinin kalmadığını göstermektedir.
THY çalışanlarının Hava İş’ten istifa edip HAVASEN’e üye olması halinde yetkiyi alan HAVASEN en geç 1 ay içinde bu değişiklikleri iptal ettirerek insanca bir çalışma düzeninin hızla oluşmasını sağlayacak, THY gerçek bir sendika ile tanışacaktır.
HAVASEN”




