Haberler

Baran Uraz: “Eskiden Vize Alamıyorduk, Şimdi Vize Randevusu Alamıyoruz”

Real World Turizm ve Uraz Sigorta Kurucu Ortağı Baran Uraz, HavaSosyalMedya’ya verdiği özel röportajda Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorunlarından Schengen ülkelerindeki randevu krizine, ABD ve İngiltere vizelerinden Çin’in turizm potansiyeline ve seyahat sigortalarının önemine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

“Asıl sorun artık vize alamamak değil, randevu alamamak”

Türk vatandaşlarının en fazla vize sorunu yaşadığı bölgenin Schengen ülkeleri olduğunu belirten Uraz, bazı ülkelerde ret oranlarının yüzde 20, yüzde 25, yüzde 30 ve hatta yüzde 35 seviyelerine çıkabildiğini söyledi.

Ancak mevcut tabloda asıl sorunun vize reddinden önce randevu bulabilmek olduğunu ifade eden Uraz, “Eskiden insanlar vize alamıyordu, şimdi vize randevusu alamıyor. Yani değerlendirmek için konsolosluğun önüne gidemez oldu” dedi.

Vize randevularında yaşanan sıkıntının son dönemde ortaya çıkan belirli uygulamalardan kaynaklanmadığını söyleyen Uraz, sorunun pandemi sonrasındaki kapasite planlamasıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Konsoloslukların pandemi sonrasında işlem kapasitelerini seyahat talebine paralel şekilde artırmadığını ifade eden Uraz, yıllar içerisinde mevcut kapasitenin artan talebi karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi.

Türkiye’den Avrupa’ya uçuş sayısının geçmiş yıllara göre ciddi şekilde arttığına dikkat çeken Uraz, Türk Hava Yolları, Pegasus ve AJet başta olmak üzere farklı havayollarının Avrupa’ya çok sayıda sefer gerçekleştirdiğini, bunun da seyahat talebinin büyümesine katkı sağladığını belirtti.

Uraz ayrıca Türkiye’deki tatil maliyetlerinin yükselmesinin de yurt dışı seyahatlerine olan ilgiyi artırdığını savundu. Özellikle bazı Avrupa destinasyonlarında Türkiye’ye göre daha uygun maliyetlerle tatil yapılabildiğini ifade eden Uraz, artan talebin vize başvurularındaki yoğunluğu da büyüttüğünü söyledi.

Vize sorunu Avrupa turizmini de etkiliyor

Vize probleminin yalnızca Türk turistler açısından değil, seyahat edilecek ülkeler açısından da ekonomik kayıp oluşturduğuna dikkat çeken Uraz, İspanya’ya yönelik planlanan 50 kişilik bir grup seyahatini örnek gösterdi.

Uraz, vize sorunu nedeniyle gerçekleştirilemeyen söz konusu seyahatte kişi başı yaklaşık 1.000-1.500 euroluk harcama düşünüldüğünde destinasyon ülkesinin yaklaşık 75-80 bin euroluk potansiyel turizm gelirinden mahrum kaldığını ifade etti.

Vize süreçlerindeki zorlukların Avrupa ülkelerinin kendi turizm ekonomileri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uraz, sorunun karşılıklı olarak çözüm gerektirdiğini söyledi.

Almanya, Hollanda ve Fransa’da randevu bulmak zorlaştı

Schengen ülkelerinin tamamında benzer sorunların yaşandığını ifade eden Uraz, Yunanistan’da randevu bulmanın bazı ülkelere kıyasla daha kolay olduğunu, Almanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerde ise sürecin çok daha zor hale gelebildiğini belirtti.

Randevu bulamayan bazı kişilerin yetkisiz aracılara ve otomatik randevu yakalamaya çalışan yazılımlara yöneldiğine dikkat çeken Uraz, bu yöntemleri tavsiye etmediğini söyledi.

Uraz, bir tanıdığının herhangi bir aracı kullanmadan vize randevusu alabildiğini ancak yaklaşık üç hafta boyunca sürekli olarak randevu ekranını kontrol etmek zorunda kaldığını aktararak, sistemin başvuru sahipleri açısından ciddi zaman kaybına dönüştüğünü ifade etti.

Cascade kuralında ülkeler arasında uygulama farkı var

Schengen vizelerinde uygulanan Cascade kuralına da değinen Uraz, sistemin temel amacının düzenli seyahat eden ve önceki vizelerini kurallara uygun kullanan kişilere kademeli olarak daha uzun süreli vizeler verilmesi olduğunu söyledi.

Uraz’a göre sistemde ilk başvurularda daha kısa süreli vize verilmesi, sonraki başvurularda ise kişinin seyahat geçmişine göre 6 aylık, ardından daha uzun süreli vizelere geçilmesi öngörülüyor.

Ancak uygulamada ülkeler arasında farklılıklar bulunduğunu ifade eden Uraz, Danimarka, Almanya ve Fransa’nın sistemi görece daha düzenli uygulayan ülkeler arasında olduğunu söyledi. Bazı ülkelerde ise önceki vize geçmişine rağmen başvuru sahibinin beklediğinden daha kısa süreli vize alabildiğini belirtti.

“ABD vize konusunda farklı bir sistem uyguluyor”

ABD’nin vize politikasını Schengen sisteminden farklı değerlendiren Uraz, başvuru sahibinde göç veya başka bir risk görülmemesi halinde 10 yıla kadar vize verilebildiğine dikkat çekti.

ABD’nin kişiyi her seyahat öncesinde yeniden değerlendirmek yerine ilk değerlendirme sonrasında uzun süreli vize verebildiğini ifade eden Uraz, bunun seyahat planlamasını kolaylaştırdığını söyledi.

İngiltere’de de 2, 5 ve 10 yıllık uzun süreli vize seçeneklerinin bulunduğunu hatırlatan Uraz, ancak vize süresi uzadıkça başvuru ücretlerinin ciddi şekilde arttığını belirtti. Uraz, görüşme sırasında 10 yıllık İngiltere vizesinin ücretinin yaklaşık 1.530 dolar seviyesinde olduğunu ifade etti.

ABD vizesinde seyahat geçmişi önemli

ABD vizesi başvurularında geçmiş seyahatlerin önemli bir kriter olduğunu belirten Uraz, mesleki tecrübesine göre konsolosluğun kişinin daha önce hangi ülkelere seyahat ettiğine önemli ölçüde baktığını söyledi.

İlk kez ABD’ye seyahat edecek bir kişinin seyahat amacının güçlü ve açıklanabilir olmasının önemli olduğunu belirten Uraz, daha önce Avrupa ve İngiltere gibi destinasyonlara yapılan seyahatlerin de başvuruyu destekleyebileceğini ifade etti.

Schengen başvurularında ise seyahat geçmişinin yanı sıra kişinin Türkiye ile olan bağlarının daha fazla öne çıktığını söyledi.

İş, gelir ve Türkiye ile bağlar değerlendiriliyor

Schengen, ABD ve İngiltere gibi ülkelerin vize başvurularında kişinin Türkiye’ye dönmesini sağlayacak bağları değerlendirdiğini belirten Uraz, bunların başında iş, gelir, mal varlığı, aile bağları ve yaşam düzeninin geldiğini ifade etti.

Genç, çalışmayan ve daha önce vize geçmişi bulunmayan kişilerin başvurularının daha dikkatli hazırlanması gerektiğini söyleyen Uraz, bunun çalışmayan kişilerin vize alamayacağı anlamına gelmediğini de vurguladı.

Uraz, yakın dönemde üniversiteden mezun olmuş ancak henüz çalışmayan genç bir başvuru sahibinin; ailesinin durumu, maddi imkanları ve başvuru dosyasındaki diğer unsurlar değerlendirilerek vize alabildiğini örnek gösterdi.

Yalnızca bir işte çalışıyor olmanın da tek başına yeterli olmadığını belirten Uraz, konsoloslukların kişinin çalıştığı şirketin yapısı ve iş ilişkisinin güvenilirliği gibi unsurları da değerlendirebildiğini söyledi.

Rusya seyahati ABD veya Avrupa vizesine engel mi

Rusya’ya yapılan seyahatlerin ABD veya Avrupa vizesi açısından doğrudan bir engel oluşturmadığını söyleyen Uraz, konsoloslukların resmi yaklaşımında bu tür seyahatlerin tek başına sorun olarak görülmediğini ifade etti.

Ancak çok sık Rusya’ya seyahat eden kişilere pratik açıdan ikinci pasaport kullanmalarını tavsiye ettiğini belirten Uraz, bunun olası sınır kontrollerinde gereksiz açıklama yapmak zorunda kalmamak adına tercih edilebileceğini söyledi.

Uraz, Afganistan’a sık seyahat eden bir kişinin ABD vize görüşmesinde seyahat nedeninin sorulduğunu, kişinin iş amaçlı seyahat ettiğini açıklamasının ardından herhangi bir sorun yaşamadığını anlattı.

Benzer şekilde Kuzey Kore’ye turistik amaçla seyahat eden bir kişinin ABD vize yenileme sürecinde görüşmeye çağrıldığını, seyahat amacını açıklamasının ardından başvurusunda sorun yaşamadığını aktardı.

Uraz, bu tür durumlarda temel noktanın seyahatin amacının makul ve açıklanabilir olması olduğunu belirtti.

“Çin turizmde de parlayan bir pazar”

Çin’e yönelik seyahat talebinin önümüzdeki dönemde artabileceğini belirten Uraz, ülkenin Türk turistler açısından henüz büyük ölçüde keşfedilmemiş bir destinasyon olduğunu söyledi.

Çin’e bireysel seyahatin dil, ödeme sistemleri ve yerel hizmetlere erişim nedeniyle diğer bazı destinasyonlara göre daha zor olabildiğini ifade eden Uraz, bu durumun seyahat acenteleri açısından da yeni bir pazar oluşturduğunu belirtti.

Çin’de nakit kullanımının sınırlı olması ve WeChat ile Alipay gibi ödeme sistemlerinin yaygın kullanılması nedeniyle turistlerin seyahat öncesinde hazırlık yapması gerektiğine dikkat çekti.

Çin’de grup vizesi kolaylaştı

Çin’in geçmişte turistik vize konusunda daha zor bir sistem uyguladığını söyleyen Uraz, grup vizelerinde son dönemde kolaylık sağlandığını ifade etti.

Daha önce daha kalabalık grupların gerekli olduğunu ancak artık 3-5 kişilik gruplarla da seyahat acenteleri üzerinden grup vizesi alınabildiğini belirten Uraz, bu sistemde grubun birlikte ülkeye giriş yapması ve birlikte çıkış yapması gerektiğini söyledi.

Turistik grup vizelerinin çoğunlukla yalnızca seyahatin gerçekleştirileceği tarihler için ve tek girişli olarak düzenlendiğini ifade eden Uraz, ticari vizelerin ise 3 ay, 6 ay ve bazı durumlarda 1 yıla kadar verilebildiğini belirtti.

Vize ücretlerinin de Schengen ülkeleriyle kıyaslandığında yüksek olmadığını söyleyen Uraz, Çin’in önümüzdeki yıllarda Türk turistler açısından daha fazla ilgi görebileceğini değerlendirdi.

Japonya sonrası yeni alternatif Çin olabilir

Türk vatandaşlarının geçmiş yıllarda Japonya’yı yoğun şekilde tercih etmesinin nedenlerinden birinin vizesiz seyahat imkanı olduğunu belirten Uraz, Japonya’nın halen erişilebilir bir destinasyon olduğunu ancak Çin’in daha yeni ve keşfedilmemiş bir pazar olarak öne çıktığını söyledi.

Türkiye’den Çin’e tur düzenleyen seyahat acentelerinin sayısının da henüz sınırlı olduğunu belirten Uraz, bu nedenle seyahat sektörü açısından önemli bir büyüme alanı bulunduğunu ifade etti.

Tayland’daki süre değişikliği Türk turistleri büyük ölçüde etkilemiyor

Tayland’ın bazı ülke vatandaşlarına yönelik kalış sürelerinde yaptığı değişiklikleri de değerlendiren Uraz, söz konusu düzenlemenin yalnızca Türk vatandaşlarına yönelik olmadığını söyledi.

Türkiye’den Tayland’a turistik amaçla giden yolcuların genellikle bir hafta ile 10 gün arasında ülkede kaldığını belirten Uraz, vizesiz kalış süresinin 30 veya 45 gün olmasının kısa süreli turist açısından büyük bir değişiklik yaratmadığını ifade etti.

Seyahat sigortasında sağlık giderlerine dikkat çekti

Röportajın bir diğer bölümünde seyahat sigortalarına değinen Uraz, bu ürünlerin yalnızca vize başvurusu sırasında alınması gereken bir belge olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Sektörde geçmişte çok düşük fiyatlarla sunulan poliçelerin seyahat sigortasına yönelik olumsuz bir algı oluşturduğunu belirten Uraz, poliçe seçiminde yalnızca fiyata değil, sigorta şirketine, teminatlara ve kapsam şartlarına da bakılması gerektiğini ifade etti.

Los Angeles’ta üç gecelik hastane masrafı yaklaşık 26 bin dolar

ABD’de sağlık hizmetlerinin yüksek maliyetlerine dikkat çeken Uraz, Los Angeles’ta yaşanan bir vakayı örnek verdi.

Uraz’ın aktardığına göre 3 yaşındaki bir çocuk rahatsızlanarak üç gece hastanede gözlem altında tutuldu. Aktif bir tedavi uygulanmamasına rağmen hastane masrafı yaklaşık 26 bin dolar seviyesine ulaştı.

Başka bir kalp krizi vakasında ise sağlık giderlerinin 40 bin doların üzerine çıktığını belirten Uraz, özellikle ABD gibi sağlık hizmetlerinin yüksek maliyetli olduğu ülkelere yapılan seyahatlerde sigortanın öneminin daha da arttığını söyledi.

Bali’de maymun ısırması, Tayland’da cenaze nakli

Uraz, seyahat sırasında ortaya çıkabilecek beklenmedik durumlara ilişkin farklı örnekler de paylaştı.

Bali’de bir yolcunun maymun tarafından ısırılması sonrasında kuduz aşısı ve tedavi masraflarının seyahat sigortası kapsamında karşılandığını belirten Uraz, Tayland’da kalp krizi sonucu hayatını kaybeden başka bir yolcunun cenazesinin Türkiye’ye getirilmesinin de poliçe kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi.

Yurt dışından Türkiye’ye cenaze naklinin yaklaşık 10-15 bin dolar seviyesinde maliyet oluşturabileceğini ifade eden Uraz, düşük bedelle satın alınan bir poliçenin bu tür yüksek maliyetli durumlarda önemli bir teminat sağlayabildiğini belirtti.

Seyahat sigortaları 3-5 eurodan başlayabiliyor

Seyahat sigortası fiyatlarının seyahat süresi ve gidilecek ülkeye göre değiştiğini söyleyen Uraz, kısa süreli poliçelerin yaklaşık 3-5 euro seviyelerinden başlayabildiğini, yıllık seyahat sigortalarının ise yaklaşık 60 euro seviyelerine çıkabildiğini belirtti.

ABD ve Kanada gibi sağlık giderlerinin yüksek olduğu destinasyonların farklı fiyatlandırılabildiğini ifade eden Uraz, poliçe satın alınırken teminatların dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi.

Seyahat sigortalarında hasar gerçekleşme sıklığının otomobil kaskosuna göre daha düşük olduğunu ancak sık seyahat eden kişilerde zaman içinde beklenmedik bir durumla karşılaşma ihtimalinin arttığını belirten Uraz, özellikle düzenli seyahat eden kişilerin sigortayı yalnızca zorunlu olduğu için değil, oluşabilecek mali risklere karşı değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

İlgili Haberler

Başa dön tuşu